Ahlak ve İyilik Deneyi

Hepimizin aklına gelmiştir; ‘insanlar doğuştan mı yoksa sonradan mı iyi veya kötü olurlar?’ Ahlaklı ve erdemli olmak sonradan mı öğrenilir? Karakterini çok sağlam bulduğumuz insanlar bunu nasıl sağlamışlardır? Çevremizin, dış şartların bunda etkisi ne kadardır? Aile, eğitim, mahalle, ülke bunda ne kadar etkilidir?

Bunu her insan geçmişine giderek araştırabilir. Bununla birlikte bir noktaya kadar gidebiliriz. Bebeklik yıllarımızı hatırlamayız. Bunu araştırmacılar bizim ve kendi kafalarındaki soruya da cevap bulmak için yapmışlar. Bebeklere sormuşlar.

Bebekler cevap verebilir mi? Elbette verebilir. Uygun yöntemler belirlendiğinde bu gerçekleşmiş. Birçok şey ellerinden ve dillerinden gelmez bebeklerin. Ama bu hiçbir şeyi belirtemezler anlamına gelmemektedir. Yale Üniversitesi araştırmacıları bebeklerin direk olarak hissettiklerini anlatamamaları karşısında, kukla şovlarından yararlanmışlardır.

Bebeklerin gizemli küçük dünyalarına girilecekti böylece. Beş aylık Wesley isminde bir bebekle başlanır deneye. Bebek Wesley’in iyi ile kötü ayrımını nasıl yaptığı ile ilgili olarak gerekli malzemeler şunlardır; üç adet kukla, bir kutu ve kutunun içinde oyuncak.

Oyuncaklardan birisi kutuyu açmaya çalışıyor. Diğer iki kukladan birisi de yani sarı elbiseli kukla ona yardım etmeye çalışıyor. Mavi elbiseli kukla ise onu engelliyor. Yani mavi elbiseli kuklamız kötü bir davranış sergiliyor. Peki bu olaylar Wesley tarafından nasıl algılandı?

Wesley’e araştırmacı sarı ve mavi kuklaları tercih etmesini ve hangisini sevdiğini, almak istediğini sorduğunda sarı olanı, yani iyi olanı tercih ediyor. Bu deney başka bebeklerle de tekrarlandı. Bu konuda Wesley’in yalnız olmadığı ortaya çıktı. Deneye katılan bebeklerin neredeyse tamamının hep iyi olanı tercih ettiği ortaya çıktı.

Deney sonucunda aslında insanların doğuştan faydalı bir birey olma içgüdüsü ve yapısı ile doğduğu ortaya çıkmaktadır. Kötü ve ahlaki olmayan davranışlarda çevre etkisinin ne kadar yıkıcı olabileceği üzerinde fikir vermektedir. Aslında her birimizde doğuştan gelen temel ahlaki bir anlayış ve adalet duygumuz vardır. Bu insanın yaratılışının temelinde olan bir gerçek.  Temel sorun bu nasıl değişiyor?

Doğuştan Gelen Olumsuzluklar Yok mu Hiç?

Hepsi sonradan öğrenilmiş midir? Buna kesin cevap vermek mümkün değil elbette. Burada farklı varyasyonlarla yapılan diğer deneylerde de bebeklerin kendi eğilim ve isteklerine benzeyen durumlarda iyi ve kötü ayrım yapmadan seçim yapabildiklerini gösterdi. Biz yetişkinlerde kendimize benzeyen insanlarla birçok şeyi paylaşma eğilimi göstermekteyiz. Önyargılarımız burada başlamaktadır. Bizim gibi düşünen, tercihleri bize yakın insanları seçip diğerlerini iyi olsalar da dışlama eğiliminde bulunabiliyoruz. Onlarda yapılacak kötü muameleye ses çıkartmama, cezalandırma düşüncesinde olabiliyoruz. Kötü durumda olanı ise bize benzediği için tercih edebiliyoruz.

Nasıl ki iyilik ve ahlaklı olmak doğuştan gelen tabiatımız ise, önyargılar ile hareket etmek de üzülerek söylemek gerekirse o da bir tabiatımızın karanlık bir yanı gibi durmaktadır. O zaman ikinci bu noktada ikinci bir tabiat geliştirmek gerekiyor. Ve bu tabiatı asli hale getirip bir parçamız olmasını sağlamak gerekmektedir. Potansiyel olarak var olan tabiatımızda gelen iyilikleri üste çıkartıp, olumsuz olan özellikleri ise, gerek eğitim gerekse başka çalışmalarla daha potansiyel aşamada bırakma imkanına sahibiz. Bu da her insanın aslında potansiyel olarak insan olduğu ve çalıştıkça, imtihan süreçlerinden geçtikten sonra tam insan olabildiğini ortaya çıkarmaktadır.

Ahlak ve İyilik Deneyi” için 3 yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Araç çubuğuna atla