Alt Sistemler ve Kötü Duygularımızı Değiştirmek

1970’lerde John Grinder ve Richard Bandler insanların zihinsel temsiller inşa ettikleri fikrini ortaya çıkarttı.

Görüntülerin seslerin ve duyguların nitelikleri alt sistemler olarak bilinmektedir. Alt sistemler, ana temsil sistemleri olan görme, işitme, dokunma ve koklama/tatmanın keskinliğini, yapısını, boyutunu, hacmini oluşturan parametrelerdir, unsurlardır.  Beden beynimizin uzantısıdır. İnsanlar “kendimi sinirlenmiş hissediyorum” dediğinde onlara sorulması gereken önemli şey; “Nerede? bu his nerede başlıyor? onu bedeninin ilk neresinde hissettin? nereye hareket etti?” sorularını sormaktır.

Hisler hareketsiz duramaz. Onlar her zaman bir yere, bir tarafa doğru hareket ederler. İnsanlar korktukları zaman, sanki bağırsaklarında bir düğüm varmış gibi hisseder.

Ama aslında bu düğüm ya öne ya da arkaya doğru hareket eder. İnsanlar kendisini takılıp kalmış hissettiğinde bunu bazen midesinde veya göğsünde olduğunu fark edebilir. Önemli olan şey o duygunun nerede olduğu değildir. Önemli olan şey onunla ne yaptığınızdır.

Biz aynı zamanda alt sistemler üzerindeki kontrolümüzü nasıl kullanabileceğimizi öğrenebilir ve böylece ihtiyaç duyduğumuz her tür duyguyu onlara ihtiyaç duyduğumuzda ortaya çıkarabiliriz.

KENDİ BEYNİMİZİ CALİSTİRMAK – NÖRO KİMYAYI DEGİSTİRMEK

Kişisel özgürlük kendi düşüncelerimizi kontrol edebilme ve hayatımızda istediğiniz türde duyguları ortaya çıkarabilmek özgürlüğü anlamına gelir.

Biz genellikle kendi duygularımızın zincirine tutsak kalırız ve kendi kendimiz sorunların içine gireriz. Fakat problemlerin çoğu kendi hayal gücümüz tarafından üretildiği ve bu yüzden de hayal ürünü olduğu için gerek duyduğunuz tek şey düşsel çözümlerdir.

Örneğin adım adım anlatmak istersek,

  1. Kendimizi gerçek anlamda iyi hissettiğimiz bir zamanı düşünelim.

 

  1. Şimdi bu zamanın içine adım atalım ve onu kendi gözlerimizle görmeye çalışalım.

 

  1. Kendi kulaklarımızla duyalım ve gerçekten de güzel olan duyguyu tüm bedenimizde hissedelim.

 

  1. Görüntüleri daha büyük, daha canlı, daha renkli bir hale getirelim. Böylece büyük olasılıkla kendimizi daha iyi hissediyor olacağız.

 

  1. Sesleri daha yüksek daha net bir hale getirelim. Eğer ortada ses yoksa ses ekleyelim, iyi duyguyu yoğunlaştırmaya başlayalım.

 

  1. Bir sonraki adımda bedenimizde duygunun nerede başladığını ve nereye gittiğini bulalım. Onun bedenimizde hangi yönde döndüğünü keşfedelim. Onu da hızlı gönderelim. Yine duygularımızın yoğunlaştığını fark edelim. Burası içimizde güçlü duygular yaratmak için beynimiz üzerinde sahip olduğumuz, kontrolümüzün bulunduğu bir yerdir.

Bu durumda artık bu duygulara başka düşünceleri de ekleyebiliriz. Bedenimizin içindeki bu duyguyu döndürmeye devam eder ve o dönerken geleceğimizi düşünecek olursak ve bu duyguyu geleceğimiz ile ilişkilendirmeye başlarsak, bunu yaptığımızda geleceğimize ilişkin olarak kendimizi daha hissetmeye başlayacağız.

KÖTÜ DUYGULARI DEGİSTİRMEK

Canımız sıkan, bize baskı yapan ya da bizi sinirlendiren birini düşünelim. Onun bir görüntüsünü oluşturalım.

Onu bize canımızı sıkarken nasıl bakıyorsa o şekilde bakarken görelim. Onun söylediği şeyleri söylerken duyalım ve bedenimizde ortaya çıkan kötü duygunun farkına varalım.

Sonra bu görüntüyü alalım ve onu siyah beyaz bir hale getirelim. Onu uzakta bir yere yerleştirelim.

Onu normal boyutunun sekizde biri olacak şekilde küçültelim. Yüzüne bir palyaço burnu yerleştirelim.

Ardından onu söylediği şeyleri söylerken duyalım. Ama bu kelimeleri Mickey Fare’nin ya da komik başka bir çizgi film karakteri sesiyle söylediğini işitelim.

Nasıl farklı bir şekilde hissetmeye başladığımızın farkına varalım. Sonra kendimizi birkaç dakikalığına olaydan uzaklaştıralım ve o kişiyi tekrar düşünelim.

Şimdi daha farklı hissediyor olacaksınız.

 

Kaynak: Eskimeyen Değişim-Richard Bandler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir