Aşk ve Aşkın Kırk Kuralı

Elif Şafak’ın kaleme aldığı Aşk kitabında en çok ilgimi çeken konulardan birisi Aşkın 40 kuralı olmuştur. Şems-i Tebriz-i’den aktarılarak oluşturulan bu kurallar çeşitli internet kaynaklarında yer aldığı için bunlara ayrıca değinmeyeceğim. Kitabın bunun dışında kalan vurucu cümlelerini özetlemeye çalıştım. Bu arada Değerli Yazar ve Düşünür Dücane Cundioğlu, Aşk kitabı hakkında ciddi eleştirileri vardır. Bununla birlikte bu eleştirilerin hakikat payını bir yere koyarak, çok önemli noktalara da kitapta temas edildiğini söylememiz gerekiyor.

Kitaptan Vurucu Cümleler;

*Çünkü aşk hayatın asıl özü, esas gayesidir.

*Biz dile bakmayız, gönle hale bakarız. Edep bilenler başkadır, canı ruh uyanmış aşıklar başka. Aşk şeriatı tüm dinlerden ayrıdır. Aşıkların şeriatı da Allah’tır mezhebi de.

*Rüya başka keşif başka

*“Allah da kendini kaybetmekle aklını kaybetmek arasında ince bir çizgi vardır” derler

*Kuş görsem Süleyman gelir aklıma. Balık görsem Yunus

*Bu kadar geniş bir ailesi varken nasıl olup da kendini böyle yalnız ve kimsesiz hissettiğini söyleyebilir miydi?

*İnsanoğlu anlayamadığını kötülemeye meyillidir

*Hz Lut’un karısı tuzdan bir heykel kesilmişti durup terk ettiği şehre bakınca. Bense bir kez olsun dönüp bakmadım Tebrize. (Şems Tebriz’den ayrılırken)

*Canımı sıkan ölüm değil. Zira bir son addetmiyorum ölümü. Hem inanıyorum ki herkesin ölümü kendi rengindedir. Beni esas düşündüren mirasız ölmek.

*Kim olursak olalım daha derinlerde bir yerlerde hepimiz bir eksiklik duygusu taşıyoruz. Sanki temel bir şeyimizi kaybetmişiz de geri alamamaktan korkuyoruz. Neyin eksik olduğunu bilenimiz ise çok az

*Hey kendisinde kaybolmuş kişi! bilmezsin bedeninin sana mezar olmuş.. nefsini tanımadıkça nefsin seni gömer olmuş

*“Şeriat kandil gibidir” dedi Şems. Nuruyla aydınlatır ama unutmamalı ki kandil karanlıkta yürürken önünü görmeye yarar. Şeriattan sonra tarikat gelir. Tarikattan sonra marifet, marifetten sonra hakikat. Şayet ona istikamet unutulur ve insan şeriatı araç değil amaç sayarsa o kandili’nde ne faydası kalır?

*Pek çok insan için tevekkül etmek pasif kalmak demek. Halbuki tam tersine tevekkül kabulün ve uyumun getirdiği som bir huzur halidir. Edilgen değil etkindir.

*Şemsi bir tek şey söyledi; “Bu hikayede benim payım İpek böceğine benzer. Rumi İpektir, ilmek ilmek örülecektir. Vakit tamam olunca ipeğin bekası için ipek böceğinin ölmesi gerekir

*Başkalarından kabul ve hürmet görmeyi ne kadar çok arzu edersen bunların tenkit ve dedikodularına da o kadar takılırsın

*Bir başkasının itikadının sağlamlığını sınamak biz insanlara düşmez ki. Bu Allah’tan rol çalmak olur. Kulun imanını ölçüp tartmak kulun işi değildir, harcı da değildir

*Tanrıyı yanlarına aldıklarından o kadar eminler ki herkese tepeden bakıyorlar

*Balık yüzdüğü okyanusu denetleyebilir mi?

*Umut edebilir miyim? Evet. Kontrol edebilir miyim? Hayır. Ummak, yapışmak, gerisi bizim elimizde değil. İşte kontrol edemediğimiz bu kısma sufiler 5. Unsur adını verirler. Ateş ,toprak rüzgar ve suyun yanı sıra dünyayı şekillendiren 5. Unsur yani boşluk açıklanamaz, denetlenemez

*Dindar olmakla inançlı olmak aynı değil

*Bir filozof ile derviş karşılaşmışlar muhabbet etmişler. Filozof demiş ki Derviş için; “konuştuk ve anladım ki benim bildiğim her şeyi o zat da görüyor” Derviş demiş ki; “konuştuk ve anladım ki benim gördüğüm her şeyi o zaten biliyor”

*Ölümden sonrasını niçin bu kadar dert edersin? Aşkın hayatımızdaki varlığına da yokluğuna da dosdoğru yaşayabileceğin tek zaman şu andır.

*Aşk yeryüzündeki en eski en dirençli gelenektir. Aşık dışlanır ama dışlayamaz. Aşık incinir ama karıncayı bile incitemez.

*Tüm dünyayı su bassa ördeğin umrunda olur mu?

*İnanç ve Aşk insanı cesur yapar, evham ve vesveseyi söküp atar

*Başımıza beklenmedik rastlantılar ancak bunları karşılamaya hazır olduğumuz anlar da gelir.

*Başarıya alışkın insan zanneder ki ilelebet muzaffer ve zengin kalacak ve her mağlub zanneder ki ömür boyu belini doğrulamayacak. Halbuki İkisi de yanılır şu fani dünyada. Rüzgar çabuk yön değiştirir hüznü de, neşeyi de, zaferi de yenilgiyi de hiçbir şeyi kalıcı sanma. Allah’ın görünmeyen sureti(suret ifadesi yerine zat-ı sübhaniyesi dense daha iyi olurdu) dışında her şeyi her an değişime tâbidir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Araç çubuğuna atla