Bilinç Dışının Harika Dünyası ve Hipnoz

Bilinç bildiğimiz gibi en kısıtlı ama çok önemli bir parçamızdır. Bilinç, analiz etme, neyin doğru neyin yanlış olduğuna karar verme becerilerine sahiptir.

Bilinç dışı ise, tüm hayatımız boyunca yaşadıklarımızın saklandığı yerdir. Tecrübelerimiz, öğrendiklerimiz, otomatik refleks ve fonksiyonlarımız hep burada yer alır. Bir nevi çarşıdaki bir dükkanın vitrini bilinç iken tüm iç malzemeler, depo, mahzen, arka lojistik gereçlerin hepsi bilinç dışı gibidir. Bilinç dışı, bilinç gibi analitik ve kısıtlı değildir.

Bilinç ile bilinç dışı arasındaki farklara kısaca değinirsek;

  • Bilinç kısa dönem hafızaya sahiptir. Bilinç Dışı ise uzun dönem hafızaya sahiptir. Bir numarayı veya bir adresi ilk durumda hemen hatırlamamız zordur. Birkaç tekrar ile bunu gerçekleştiriyoruz. Böyle olunca uzun dönem hafızaya almış oluruz.
  • Bilinç saniyede 2000 bit işlem yapma kapasitesine sahipken, bilinç dışı 4 milyar bit işlem yapma kapasitesine sahiptir.
  • Bilinç analitik ve rasyonel iken, bilinç dışı hayal gücü ile çalışır ve semboller burada önemlidir.
  • Bilinç de zaman algısı lineer yani doğrusal(geçmiş, gelecek, şimdi) bir şekilde iken, bilinç dışında kategorisel olarak ilerler ve şimdide bulunur. Kategorilendirmeler ise duygu ve duyularla olmaktadır.

Bazen öfkelenip bağırır veya hüzünlenir ağlarız. Böyle durumlarda duygu ne zaman yukarıya çıksa, o zaman kişi bir nevi hipnoz altındadır.  Çünkü bilinç ile bilinç dışı arasında bir kapı açılmıştır. Bu durumda geçişkenlik artmış eleştirel faktör ve analiz çok zayıf durumdadır.

Bu kapının açılması böyle tepkisel durumlarda mümkün olduğu gibi bilinçli olarak bilinç ile bilinç dışı arasındaki sanal duvar olan eleştirel faktör, beyin dalga frekanslarının belli durumlarında da açılmaktadır.

Beynimizin dört farklı etkinlik düzeyini; “Beynimiz ve Dört Dalga Boyu” yazımızda açıklamıştık. Beyin dalgaları Beta, Alfa, Teta ve Delta frekansları olarak adlandırılmaktadır.

Eleştirel faktör alfa ve teta frekanslarında etkisini yitirdiği ve bu sanal duvar zayıfladığı için, özellikle bu aşamada telkine açık olduğunda, bu aşamalarda hipnoz yapılmakta ve direk olarak bilinç dışına seslenilmektedir. Alfa da hafif hipnoz, teta da ise derin hipnoz gerçekleşmektedir.

Tüm bu açıklamalardan sonra tanım olarak hipnoz; bilincin odaklanması neticesinde, eleştirel faktörün yani sanal duvarın aşılıp, seçtiğimiz telkinin kabulüdür.

Hipnoz bu durumda bir insana hükmetmek değildir. İnsanın hükmetmek istediği kısma hükmetmesini sağlamaya bunu kolaylaştırmaya yöneliktir.

Şekilde görüldüğü gibi bilinç dışında yer alan olumsuz inanç haritalarını, olumlu inanç haritalarına dönüştürmek için danışana yardım etmek hipnozun amaçlarından biridir. Çünkü bilinç dışı muazzam bir kaynaktır. Buranın programlanabilir olması ve hayal gücünün kullanılması insana çok büyük bir güç katacaktır.

Bilinç altımızda oluşan inanç haritaları duygu ve düşüncenin birleşmesinden meydan gelmektedir. Bizlerde oluşan bu haritalara göre dünyaya bakmakta ve böylece bir tutum belirlemekteyiz. Bu tutumlar ise bir sonraki aşamada davranışlara dönüşmektedir.

Bilinç dışının esrarengiz çalışma programından istifade edebilir, hipnoz ile alfa ve teta dalgalarında olumlu telkinler verebilirsek hayatımızın daha da güzelleştiğine şahit olabiliriz.

Çünkü bilinç dışını tanımak biraz da insanın kendisini tanıması demektir. Bilinç ve bilinç dışının etkisinde insanlar olarak, bir yönüyle ikili varlıklar gibi yaşıyoruz. Bu ikili durumdan genelde bilinç dışı galip çıkmaktadır.

Örneğin; falcıya inanmazsanız bile onun söyledikleri sizi etkileyip takıntılı hale getirebilir. Bu konuda İmam-ı Gazali’nin verdiği örnek çok ilginçtir. Şöyle der Gazali;

“Falcıya inanmasanız bile, falcı size, her zaman kullandığınız yollardan birini kullanma dese, eğer bu yolu kullanırsan yakınlarından birisi ölecek dese, siz falcıya inanmazsınız ama o yolu da kullanmazsınız diyecektir.”

Alejandro Jodorowsky bilinç dışının esrarengiz çalışma yöntemlerinden bahsederken, benzer yaşadığı bir hikayeyi anlatır;

“Aptal bir falcı tarot kartlarına bakar ve der; ‘sana yakın biri ölecek ve bu sana çok para kaybettirecek’. Bunu duyan kişi takıntılı olacaktır. Aklımıza bir ihtimal geldiğinde bilinçdışı da bundan etkilenir ve o şeyin olacağına dair bir eğilim ortaya çıkar. Eylem gerçekleşmediği sürece, kişi rahatlamayacak ve korku içinde kalacaktır. O kişiye şöyle dedim: ‘Eylemi gerçekleştir o halde. Bir canlının yanında ölmesini izle ve bu sana çok para kaybettirsin. Pencereleri kapat. Sinek ilacı sık ve yanındaki bir sineğin ölmesini izle. Böylece kehanetin ilk kısmın gerçekleşmiş olur. Sonra bir kağıda 5 Euro yaz ve yanına 6 sıfır ekle. Beş milyon olsun kağıt ve böylece sineği kağıda sar ve göm. Sana yakın birisi ölmüş olacak bu durumda ve sana çok paraya mal olacak.’ Kehanet böylece gerçekleşti ve kişinin takıntısı gitti.”

Bilinç dışına hitap etmenin ne kadar önemli olduğu bu iki örnekte çok rahat görülmekte. O nedenle bilinç dışı ile iletişimin ne derece önemli olduğu, ona yapılacak telkinlerin nelere yol açabileceği göz önünde bulundurulmalıdır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir