Dünyayı Algılama Biçimimiz ve Temsil Sistemleri

Her insanın dünyayı algılayış yöntemi farklıdır. NLP de anlatılan algılama veya temsil sistemleri temelde üç tanedir. Bir kısım insanlar dünyayı, görece olarak görsel olarak algılarken bir kısmı da işitsel veya dokunsal olarak algılamaktadırlar.

Nasıl ki yabancı bir insanla, yabancı dil bildiğimizi varsayarsak onun dilinden konuşursak ve öyle anlaşıyorsak, iletişime geçtiğimiz insanlarında bir temsil dili, algılama dili vardır. Bu dile göre konuşmak onunla uyumlu bir şekilde iletişim kurmak için anahtar görevi görmektedir.

Görsel İnsanlar ve Özellikleri

Görsel insanları değerlendirecek olursak, bu tarz algılama biçimine sahip insanlar bir video kamera gibi çalışan bir temsil sistemine sahiptir. Beyni daha çok resimlerle çalışmakta buna göre yorum yapmakta, buna göre analiz yapmaktadır. Bu resimler flaş gibi önlerinden geçtiği için çok hızlı konuşurlar. Bazen o kadar hızlı konuşurlar ki kelimeleri yutarlar. Resimler sürekli geçtiği için o resimlere yetişmeye çalıştıkları için bazen cümleleri yuvarlarlar. Bu tarz kişiler görsel zenginliği ön planda tutarlar. Bu tarz insanların aynı zamanda kullandıkları kelimeler görsel odaklıdır. Örneğin görmek, netleştirmek, bakmak, odaklanmak gibi kelimeleri kullanırlar. Deyim olarak ta “görüntü çok güzel, göz kamaştırıcı güzel, kuş bakışı görelim, dünyası aydınlandı, renkli bir kişilik, iç aydınlatıcı bir durum” gibi ifadeleri kullanırlar.

Şimdiye kadar konuşma ve kelime/deyimlerle ilgili örnekler verip bunlardan görsel insanları anlayabileceğimizi söyledik. Diğer bir üçüncü dikkat edilecek nokta ise; göz hareketleridir. Görsel insanlarda göz hareketleri yukarı doğru olur genelde. İnsanlar baş hizasından sol yukarı bakıyorlarsa ve sağ elini kullanıyorlarsa görsel bir nesneyi, hatırayı hatırlamaya çalışıyorlardır. Yani gerçekleşmiş bir imaja bakıyorlardır. Ama sağ üst köşeye bakıyorlarsa bu sefer tasarlama ve kurgulama yapıyor demektir. Görsel insanlar aynı zamanda genelde göğüsten hızlı bir şekilde nefes alırlar ve seri insanlardır. Mecaz ifadeleri çok kullanırlar. Bir şeyi grafikle anlatmak onlar açısından önemlidir.

İşitsel İnsanlar ve Özellikleri

İşitsel insanlara gelirsek; onların tane tane konuştuklarını görürüz. Konuşmalarında şairane bir ifade ve ahenk vardır. Hikayeleri çok güzel anlatırlar. Ses tınılarını da etkili bir şekilde ifade ederler. Bu tarz insanların konuşmaları kulağımıza da hoş gelir. Cümlelerdeki kelimelerin hepsinin hakkını verirler. Örneğin Cem Yılmaz’da bu temsil baskındır. İşitsel insanlar ses tonlarını çok önemserler. İşitsel insanlar aynı zamanda detay bilgiyi de çok önemserler. İşitsel insanlar “kulaklarını çınlattık, söyledikleri halen kulağımda, kulağa hoş geliyor, sesini duyur, ses getirmek, karnımız zil çalıyor” gibi kelime ve deyimleri kullanırlar. Göz hareketleri kulak hizasında sağa ve sola gitmektedir.

Dokunsal İnsanlar

Üçüncü temsil tipindeki insanlar ise dokunsal insanlardır. Bu insanlar genelde hayatı deneyimlerler. Tat ve kokuda dokunsal insanlar içinde değerlendirilebilir. Dokunsal insanlar daha çok duyguları ile dünyayı algılamaktadırlar. Hafızalarında depoladıklarını daha çok duygusal olarak depolamaktadırlar. Genellikle yavaş konuşurlar. Konuşurken de derin diyafram nefesi alırlar. Dokunsalların göz hareketleri baş hizasından aşağıdadır. Çünkü deneyimleme için iç diyaloğa ihtiyaç duyarlar. Kavramak, tutmak, deneyimlemek kelimeleri dokunsalların en çok kullandığı kelimelerdir. “Tatsız bir durum, içim eridi, hoşuma gitti, çok sarsıldım, bu konuya bir el atalım, ruhum arındı” gibi deyimlerde sık kullandıkları deyimlerdendir.

Karşımızdakinin Yalan Konuştuğuna Dair İpuçları

Aynı şekilde gözler, göz hizasında kulağa doğru sola kayıyorsa işitsel hatırlanan, sağa kayıyorsa bir ses tasarlanıyor demektir. Örneğin beste yapmak gibi. Aynı şey dokunsal insanlar açısından düşünürsek, gözler sol alta doğru gidiyorsa, enfüsi yani iç diyalog halindedir. Böyle durumda kendi kendine konuşuyor olabilir. Diğer türlü sağ alta gidiyorsa kinestetik dokunsal dediğimiz hislerin duyulması ve duyguların yaşanması anlamına gelmektedir. Dolayısı tüm bunlardan özellikle yalan söyleyen kişilerin kendilerine göre sağ üst köşeye baktığında bir kurgulama yaptıkları düşünülebilir. Bu bahsettiğim bakış açıları kişinin kendisine göredir. Sol ellerini kullanan insanlarda bu durum tersi olabilir.

Neticede yukarıda bahsedilen parametrelere göre kendimizin veya iletişimde bulunduğumuz insanların temsil sistemleri anlaşılabilmektedir. Bir insan tamamen görsel, işitsel veya dokunsal değildir. Baskın olan bir temsil ön plandadır. Diğerleri derecesine göre yine vardır. Görsel görüntüyü, işitsel denileni, dokunsal ise duyguları unutmaz. İletişimde bunlara dikkat ederek hareket etmek, bize oldukça yardımcı olacak bir bilgi olacaktır.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir