Esneklik (Resilience) Yasası Nedir?

Resilience Latinceden gelmiş ve “yeniden zıplamak, sıçramak” anlamında gelmektedir. Bunu Türkçemizde Esneklik kavramı içinde değerlendirebiliriz.

Bu kavram o kadar dolu ve önemli bir kavramdır ki, NLP’ nin temel ilkelerinde de yar almaktadır. Hayatta karşılaştığımız zorluklarda tökezlemek, sendelenmek ve en önemlisi düşmek insan olmanın getirdiği bir hakikat. Önemli olan düşmemeye çalışmak değil, bunun pek mümkün olmadığı açıktır. Önemli olan düştükten sonra kalkabilme becerisidir. Bu bir tür esneklik gerektirir.

Viktor Frankl’ın anlam arayışı ile ilgili makalelerimizde de görüleceği üzere toplama kamplarının zor şartlarında en çok hayata tutunanların ve kurtulanların belli bir esneklik-resilience kabiliyetine sahip olanlar oldukları görülmüştür.

Aslında bazılarınca bir tür zayıflık olarak değerlendirilebilen esneklik, hayatımızda bize ruhsal bir özgürlük ve rahatlama alanı bırakır. Ne kadar sert ve katı olursak o kadar kırılgan ve zayıf oluruz. Eğilen bir kamışın veya bir buğday ekininin rüzgarda kırıldığını göremezsiniz. Ama koskoca çınarların rüzgarlarda çatlayıp devrilmelerine şahit olabilirsiniz.

Esneklik iletişimimiz içinde önemlidir. Çocukları olanlardan “kaç defa söyledim yine bu çocuklar aynı şeyi yapıyor”  ya da eşlerinde birbiri için benzer şeyleri söylediğini duymuşsunuzdur. Einstein’ın söylediği gibi yapıyoruz aslında; “aynı şeyleri yaparak farklı sonuçlar bekliyoruz”. Aynı şeyleri yaparak ulaşamadığımız hedefe ulaşmak için direnmek yerine, başka bir plana geçmeye ne dersiniz?

İstediğiniz bir amaca ulaşmak için bir yöntem izliyorsunuz ve başarılı olamadığınızı görüyorsunuz. Bu durumda ne yaparsınız aynı yöntemle tekrar başarılı olmayı mı yaparsınız, yoksa yeni metotlar mı denersiniz? İşte Esneklik Yasası eski yöntemin başarısızlığında yeni bir yolun izlenmesini söyler bizlere.

Esnekliğimiz arttıkça sisteme olan hakimiyetimizde artar. Bu peşinde olduğumuz sonuçları alıncaya dek davranışlarınızı değiştirmeye hazır olmaktır. Esnek olmayı seçmek mutlu olmayı seçmektir. Hayatta karşımıza engel olamayacağımız ve kontrol edemeyeceğiniz olaylarda çıkacaktır. Olayların içinden “esnek olma yeteneğimiz” sayesinde çıkabiliriz.

 Geçmiş Pişmanlıklara Bir De Bu Açıdan Bakın

Şunu da unutmamak gerekiyor ki, NLP nin varsayımlardan birisi seçeneklerin sınırsız olduğudur. İnsanlar O anda ellerindeki en iyi seçeneği kullanırlar. Pişmanlığın ve “Keşke” kelimesinin anlamsızlığını ortaya koyan bir ilkedir bu. Her ne şekilde karar verdiysek unutulmamalıdır ki o anki kararımız en iyi seçeneğimizdir.

Geçmişiyle ilgili olarak pişmanlıklar içinde yaşayanlar “şimdiki aklım olsaydı yapmazdım” derler. Şimdiki aklınızın olabilmesi için bunları yaşamanız gerekiyordu. Her şey bir deneyimden ibarettir. Eski anılarımıza taze gözyaşı dökmeyi bırakmamız gerekmektedir. Kaçırdıklarımıza üzülmek yerine bari bundan sonraki yaşamı yakalamak en doğru seçenek değil midir?

Resilience kabileyetimizin sağlam olması için bizi sınırlayan inançlardan kurtulmalı, her zaman yedek planlarımızı oluşturmalı, güçlü yanlarımızın farkına varmalı, enerjimizi yapabileceklerimiz üzerine odaklamalı ve her şeyden önce inanıyorsak yapabileceğimizi bilmemiz gerekmektedir. Esnek insanlar; acı veren bir durumla karşılaşıldığında ondan kaçmaktan ziyade, bir kriz veya hüzün devresinde olduklarını ve bunun da hakiki bir değişimi beraberinde getireceğini bilirler. İçinde bulundukları duygu durumunu bastırmaya çalışmaz, bu tarz duygu ve düşüncelerin böyle durumlarda gerekli olduğunu bilirler. Aynı zamanda “Bilişsel Terapi”nin de konusu olan; olayları genelleştirme, kişiselleştirme ve böylece de felakete dönüştürme tuzaklarına düşmezler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir