Kişilik ve Kişiliğin Davranışlarımızdaki Etkisi

“Kişilik nedir?” sorusunun kelime anlamına bakarsak; tiyatro oyuncularının yüzlerine taktıkları maske anlamına gelen ‘Persona’ kökünden geldiğini görürüz.

Kişilik kavramını “bütün” kavramı içinde tanımlayabiliriz. Tek bir hususta tanım getirmek zordur. Kişilik; insanın konuşma, düşünme, hissetme, olaylara ve insanlara bakış şekilleriyle doğuştan getirdiği ve sonradan kazandığı ve onu farklı kılan özelliklerinin tümünün oluşturduğu bir bütündür. Bir bütünün ise başlangıcı, ortası ve sonu vardır. Kişilikte tüm bu evrelerde etkilenebilir ve değişime uğrayabilir. Ama kişilikte bireyin kendisinden kaynaklanan davranış kalıplarının tutarlı olması da aranmaktadır.

Kişiliği oluşturan öğeler ise kalıtımsal, kültürel, ailesel, sosyal ve çevresel faktörlerdir. Aynı zamanda Hepimizin aklına gelmiştir; ‘insanlar doğuştan mı yoksa sonradan mı iyi veya kötü olurlar?’ Ahlaklı ve erdemli olmak sonradan mı öğrenilir? Karakterini çok sağlam bulduğumuz insanlar bunu nasıl sağlamışlardır? Çevremizin, dış şartların bunda etkisi ne kadardır? Aile, eğitim, mahalle, ülke bunda ne kadar etkilidir? Bununla ilgili “Ahlak ve İyilik Deneyi” makalemizde çok ilginç bilgiler yar almaktadır.

Kişilik genelde bazen karakter ve mizaç kavramları ile de karıştırılabilmektedir. Karakter; insanın yaşadığı ortamda kendi değer yargılarını ve ahlak kurallarını kullanış biçimidir. Duygusal durumunu ifade eden özelliklerin tümü ise mizaç(huy) kavramı ile tarif edilmektedir.

Karaktere örnek verecek olursak; dürüst, bencil gibi kavramlar bu kapsamdadır. Mizaç(huy) için ise soğukkanlı, kızgın, melankolik gibi kavramsal örnekler verilebilir.

Peki davranışlarımız içinde bulunduğumuz durum tarafından mı yoksa sahip olduğumuz kişilik tarafından mı biçimlenmektedir? Geçmişte bunun her iki tarafında savunucuları olmakla birlikte günümüzde kabul gören yaklaşım; hem durumun hem de kişiliğin davranışta etkili olduğudur.

İnsanlar arasında çok az farklılık olmasına rağmen,  önemli ve onun bireyselciliğini ön plan çıkaran ise bu farklılığıdır. Kişilik bu farklılık üzerinden ortaya çıkmaktadır.

Kişiliği açıklayan bir çok yaklaşım var. Bunların her birine yanlış veya her birine tam doğru demek mümkün değildir. Kişiliğin tarifi, Mevlana’nın “Karanlıkta filin tarif edilmesi” hikayesinde olduğu gibidir. Söz konusu hikayede;

“Hintliler karanlık bir ahıra bir fil getirip halka göstermek istediler. Hayvanı görmek için o kapkaranlık yere bir hayli adam toplandı. Fakat ahır o kadar karanlıktı ki gözle görmenin imkanı yoktu. O göz gözü görmeyecek kadar karanlık yerde file ellerini sürmeye başladılar. Birisin eline kulağı geçti, “ Fil bir oluğa benzer” dedi.

Başka birisinin eline ayağı geçmişti, dedi ki: “Fil bir direğe benzer.” Bir başkası da sırtını ellemişti. “ Fil bir taht gibidir” dedi. Herkes neresini elledi, nasıl sandıysa fili ona göre anlatmaya koyuldu. “

Görüldüğü gibi kişiliğin tarif edilmesinde de aynen filin tarif edilmesinde olduğu gibi bir zorlukla karşılaşıyoruz. O nedenle hepsi yanlış veya hepsi doğru gibi bir yaklaşım doğru değildir. Bir bütün olarak değerlendirmek gerekmektedir. Bu ise hiç de kolay olmayan ve bir çok psikolog ve düşünce adamının içinden tam olarak çıkamadığı bir konudur. Sonra ki makalelerde bu yaklaşımları ele almaya çalışacağız. Esenlik ve sağlıcakla kalınız.

Kişilik ve Kişiliğin Davranışlarımızdaki Etkisi” için bir yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Araç çubuğuna atla