Konfor Alanlarımızın Esiri Olmak

İnsanın en büyük arzusu, her şeyin kontrolünde olması arzusu. Bu onu birçok şeyin sahibi olma yanılgısına yöneltir. Bu yanılgı ile etrafında rahat bir konfor alanı oluşturur.

Bu ona aşırı bir rahatlık verir. Bu konfor alanını kesinlikle kaybetmek istemez. Sırf bu alandan kopmamak için, önemli olanları, kıymetli olanlara tercih etme eğilimleri gösterir.

Platon’un meşhur ‘mağara alegorisi’ örneğinde, değişimi istememe ve konfor içinde boğulmayı anlayabiliriz;

Meşhur ‘Truman Show’ filminde, Truman 30 yıl önce bebekliğinden beri bir TV dizisinin merkezinde yer aldığını bilmemektedir. Ama çok sonralarında bunu fark etmeye başlayacaktır. Bunu öğrendiği anda da bulunduğu ortam bir hapishaneden farklı gelmeyecektir ona. Platon aynı Truman gibi, doğduğu andan itibaren  bir mağarada tutsak edilmiş insanları konu alıyor.

Bu insanlar yüzleri duvara dönük olacak şekilde zincirleniyorlar. Sağa ve sola dönemeyecekleri şekilde sabitleniyorlar. Tek bakabildikleri ise karşılarındaki duvar ve o duvardaki gölgeler. Bu duvardan çıkan gölgelere bir takım sesler de eşlik ediyor.

Onlar açısından hayat sadece ve sadece o gölgeler ve sesler. Karşılarında geçen imgelerin adını da, o sesler olduğunu düşünüyorlar.

Öyle bir zaman geliyor ki, birkaç tanesi zincirlerini kırıyor. Zincirlerini kırdıkları ve sabitlenmekten kurtuldukları için etraflarına bakabiliyorlar. Ürkerek mağaranın dışına doğru ilerliyorlar.

Şunu anlıyorlar ki, orada gördükleri ve yegane gerçek olarak gördükleri imgeler aslında bir ateşin önünden geçen insanlar ve o insanların taşıdığı nesneler.

Ve bu insanlar dışarıdaki güneşi gördüklerinde ise gözleri kamaşıyor ve geçici bir körlük oluşturuyor. Bu yolunu kaybetmişlik ve şaşkınlık halini simgelese ve biraz acı verse de tekrar gözlerini açtıklarında zihinlerindeki zincirleri kırıyorlar.

Bütün bunları fark eden ve zincirlerini kıran insanlar, konfor alanlarını terk eden insanlardır. Konfor alanlarını terk ediyorlar ama müthiş bir özgürlük keyfine ulaşıyorlar. Bu değişimin başlangıcı o insanların konfor alanlarını terk etme eylemi ile başlıyor.

Rahatı herkes sever. Bununla birlikte hayatta hiç bir şey rahat ve konfor içinde değişmiyor. Ama konfor alanının dışına çıkmak cesaret ister. O ise herkeste bulunmuyor.

Konfor alanından çıkamayan insanların oluşturduğu toplumun, sosyal anlamda, ne derece büyük felaketlere yol açtığı ise, Erich Fromm’un “Özgürlükten Kaçış” kitabında görülebilir.

Konfor Alanlarımızın Esiri Olmak” için 2 yorum

  • 3 Mayıs 2018 tarihinde, saat 00:19
    Permalink

    Harika, bizi anlatıyor.

    Yanıtla
  • 21 Mayıs 2018 tarihinde, saat 20:47
    Permalink

    you are in point of fact a excellent webmaster. The web site loading pace is incredible. It kind of feels that you’re doing any unique trick. Furthermore, The contents are masterwork. you’ve done a great process in this subject!
    use him
    retno
    hollie cwh nips
    susie pink anal

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Araç çubuğuna atla