Psikoloji Yeni Bir Din mi?

Psikolojinin pozitif bir bilim dalı mı yoksa edebiyat, felsefe gibi beşeri bir bilim dalı mı olduğu yönündeki tartışma geçmişte olduğu gibi günümüzde de devam etmektedir. Bu tartışma devam ede dursun, neredeyse insanların gözünde psikolojinin, dini alana konumlanma ve evrilme süreciyle karşı karşıya kaldığını görebilmekteyiz.

Metafizik çıkmaza giren Batı Dünyasının, psikanalizi dinin yerine oturtma ve Freud, Nietzsche gibi insanları da bir nevi peygamber gibi değerlendirme eğilimlerini “Yaratıcıya Dargın Batının Gerilimi” makalesinde değinmiştik.

Günümüzde insanların imkanları arttı. Rahat ve konfor  alanları çoğaldı. Teknolojinin nimetlerinden olabildiğince faydalanabiliyorlar. İnsan öylesine hızlı bir koşuşturma içinde ki; hayatı bir kutunun içinden başka bir kutunun içine hızlı bir şekilde akıyor. Evinden arabasına ve diğer taşıtlara, oradan da modern plazalarda başka kutular içindeki ofis ve dükkanlarına müthiş bir koşuşturma içinde yaşıyor. Bu koşuşturmanın içinde nefes bile alamıyor insan.

Bütün bunlar oluyorken beyninin veya şuuraltının bir köşesinde bir tatminsizlik, bir yılgınlık ve tükenmişlik onu içten içe kemiriyor.

Huzur ve sükun her zaman olduğu gibi bugün de insanlığın aradığı şeyler. Huzur; dinginlik ve çekişmesizlik hali. Bir nevi yavaşlamayla ilgili. Sükun da hareketsizlik ve sükunetten geliyor. Ama insanın yaşadığı dünya çok hareketli ve bu hareket doğrusal değil karmaşık bir şekilde.

İnsanlar huzur ve sükunu yakın çağa kadar dini motifli önderlerde, manevi olarak güvendiği insanlarda arıyorlardı. Ailesel sorunlarında, sosyal çevresi ile iletişim sorunlarında, psikolojik çıkmazlara girdiğinde toplumda ön plan çıkmış bu insanlara soruyorlardı. Çünkü onlar bir nevi aile büyükleri, sorun çözen şahsiyetler olarak görülüyordu.

Belli ölçüde de sorunlarına çözüm bulup “sükuna” erebiliyorlardı. Her ne kadar insanların bir kısmında ön yargı olsa da, günümüze geldiğimizde insanlar sorunlarını daha çok psikiyatrist ve psikologlardan profesyonel destek alarak çözmek istiyor.

İnsanların zihninde dini motifli algının ve bunun kötüye kullanılmasının etkisi ile insanlar bu boşluğu, bir yönüyle manevi anlamdaki arayışı da, psikolojinin sahasında görmeye başladı. Çünkü insanın yapısında olan bu anlam arayışı onun yapısında olan bir olgudur. Bu manevi açlığın en uygun yöntemle doyurulması gerekiyor.

İnsanın bu arayışının iki tarafı var. Danışanlar ve danışılanlar olarak. Danışanların özellikle psikolog ve psikiyatristlerden ne beklediğini tam olarak kendisine sorması ve bunu bilmesi gerekiyor. Bu insanlardan beşer üstü sihirli çözümler beklemek, haddinden fazla bir yere koymak, danışanın kendi açısından sıkıntı oluşturacaktır.

Unutulmaması gereken, hiç kimse insana kendisinde olmayan bir şeyi veremez. İnsana kendisini bulmasını ve kendisiyle buluşturması sağlanabilir ancak.

Danışılan açısından bakılırsa, bu işi sadece maddi kazanç olarak değerlendirmemek gerekiyor. Bu danışmanları belli bir aşamaya kadar götürebilir, ama daha ileriye götürebilecek tek başına bir motivasyon kaynağı olamaz. İşini gerçekten sevmek ve insanlara yardımcı olmak duygusu ve bunun getirdiği manevi zevki yaşamak, daha ileriye götürecek ve sürekliği sağlayacak en önemli motivasyon kaynağıdır.

Başlıktaki sorumuza gelirsek; “Psikoloji Yeni Bir Din mi?” Elbette hayatımızda neyin ne olduğu bizim kabullerimizle alakalı bir konu. Bununla birlikte, bu kabullerinde gerçek dünyada ki izdüşümleri önemli.

Psikolojiyi hayatımızın daha iyi yaşanması ve hoşnut olacağımız bir standarda kavuşmak için bir araç gördüğümüz sürece bir hayal kırıklığı yaşamayız. Böylece ondan da en fazla verimi almış oluruz. Böylece bu beşeri bilim dalını, hayatımızı kolaylaştırıcı bir yardımcı kaynak olarak yanı başımızda her zaman bulabiliriz.

Hangi konuda olursa olsun aşırı beklenti insanı yorduğu gibi, psikologlardan da aşırı bir beklenti insanda olumsuz tesir uyandırır. Neredeyse bir inanç kaidesi gibi psikoloji ve psikologlara bakmamak ondan fayda sağlamanın en önemli hususlarından. Bu nedenle zaten dinin yerine konulamayacağı açık.

Danışman Psikologlar açısından bakıldığında ise; sevilen bir meslek dalı olarak görüldükten sonra, danışanlara yardımın verdiği manevi keyfi yaşayıp, insani değerler çerçevesinde yapılması, insanoğlunun bir çok kere arayıp ta bulamadığı ve manevi çöküntülere girdiği bir çok arayıştan sonra, psikolojinin kapısından da elini boş ve yıpranmış olarak dönmemelerinin sağlanması psikoloji ile ilgilenenlerin sevinebileceği en güzel hedeflerden birisi olacaktır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir