Schrödinger’in Kedisi ve Süperdurum

Schrödinger’in kedisi deneyi düşünsel olarak yapılmış bir deneydir. İnsanların daha iyi kavraması için böyle bir deneysel fikir ortaya atmıştır.

Schrödinger’in anlattığına göre; bir oda düşünelim; odada bir patlayıcı var. Ve patlayıcının yanında bir saat var. Bu saatin kronometresi rastgele bir sayıda duruyor. O sayı tek olursa patlayıcı patlıyor. Çift olursa patlamıyor. Yüzde elli ihtimalle odadaki kedi, patlayıcı ile birlikte ölebilir. Baktığımız zaman ise kedi ölü yada diridir. İstediğimiz kadar deneyi tekrarlayalım kedilerin yarısı yaşayıp yarısı ölmüş olacaktır. Ama bizim bakma eylemimiz bir karar verme işlemine zorluyor.

Biz bu odadan çıktığımız anda hiç geri dönmezsek kedinin öldüğünü veya ölmediğini hiç bilemeyeceğiz. İşte o bilmediğimiz ana süperdurum diyoruz. Bir şey  1 ya da 0 değilse bu süper durumdur. Schöredinger; kuantum evreninde bu kedinin hem ölü hem de diri olduğunu ama makro dünyamızda ise ya ölü ya da canlı olduğunu ifade etmektedir. İşte kuantun evreninde %50 ihtimal yoktur. Önemli olan kutunun içinde ne olduğunu gözlemleyemediğimiz zaman zarfında ne olduğudur.

Buradan şöyle bir fikir üretiliyor. Eğer iki elektron yan yana gelirlerse bir ilişki kurarlar. Ve bunlar ayrılsa dahi bu ilişki korunur. Örneğin iki tane eldivenimiz varsa iki tane de çantamız olsa, eldiveni çıkarıp sağdakini sağ kutuya, soldakini de sol kutuya koyarsak ve kutunun birini Hindistan’a götürsek ve bunu yirmi yıl sonra açsak siz sizdekinin ne olduğunu biliyorsanız orada olanında ne çıkacağını bilirsiniz. İşte bu ilişki sonsuza kadar değişmeyecek basit bir ilişkidir. Elinizde sağdaki varsa onu sol olduğunu yüzde yüz bilirsiniz. Ama kendi elinizdekini bilmezseniz onu da bilemezsiniz.

Einstein diyor ki eğer ben elektronun birini diğeri ile çift yaparsam bir bağ kurarsam ve ayırıp Hindistan’a bile götürsem aralarındaki bu bağ devam edecektir. Birisi 0 ise diğeri 1, biri 1 iken diğer 0 olup sürekli birbirlerine bilgi iletmektedirler.

Böylece kilometrelerce uzaklıktaki bir elektronu, hazır durumda bir elektrona başka bir elektronla tepki verdirerek o çok uzaktaki elektronunda tepkimeye girmesi sağlanabilir. Bu elektron mantığı ile ışınlanma anlamına gelmektedir. Tıpkı bir anahtarının uzak mesafelerde kopyalanması gibi.

Ama şöyle bir durum vardır ki, bir insanın ışınlanması bedenen mümkün gibi görünse de, ruh ve bilgi açısından bir çıkmaz oluşturmaktadır.

Einstein’ın görecelilik kuramı açısından Kuantum Fiziğini anlamaya çalışırsak; zamanın olgulara göre farklılaşabileceğini söylemiştir.  Einstein burada psikolojik olarak sevdiğimiz işlerde zamanın hızlı akması veya akmaması gibi algısal zamanı kastetmiyor aslında. Gerçek zamanın göreceliliğinden bahsediyor. Bir nesnenin, ışık hızının %98 ine yaklaşırsa zamanın beşte bir oranında yavaşladığını bizlere söylemektedir.

Bize gelen ışınlardan daha hızlı hareket edilebildiğinde geçmişe gitme dediğimiz olay bile yaşanabilir. Yani ışık hızından daha hızlı gidebilirsek, dolayısı ile bize gelmiş olan bir önceki fotonları görmüş olacağız. Gelecek için ise, fotonların daha ulaşmamasından dolayı, görme imkanı pek olası görülmemektedir.

Schrödinger’in Kedisi ve Süperdurum” için bir yorum

  • 3 Mayıs 2018 tarihinde, saat 00:27
    Permalink

    Çok güzel bir yazı tebrikler.

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Araç çubuğuna atla