Zor Kişiliklerden, Kaygılı Kişilik Tipleri

Hayatımızda zaman zaman zor kişiliklerle karşılaşmamız mümkündür. Bu bazen belki kendimizde olabiliriz. Zor kişiliklere kızmak veya öfkelenmek doğal olaylara kızmak gibi boşunadır. Nasıl ki yerçekimi, olumsuz hava koşulları ve diğer tabiat olaylarına öfkelenmiyorsak, bu tarz kişiliklere de kızmamız anlamsızdır. Hele bu kişi kendimizse! Bu yazımızda “Kaygılı Kişilik Tiplerine” değineceğiz;

Kaygılı kişilik tiplerindeki kişilerin alarm sistemleri aşırı duyarlıdır. Bu ise kişi üzerinde sürekli artan bir gerilim oluşturur. Bu gerilim altında kalmak kişi için çok yıpratıcı olmaktadır. Aşırı bir sıkıntı durumunda kalmak gerçekten insanların isteyeceği son şeylerdendir. Peki hangi düşünceler ve davranış kalıpları insanları buna iter? Fiziksel gerilim, denetim kurmaya çalışmak, aşırı kontrolcü davranışlar, olaylarda olması gereken ile olan tepki arasındaki aşırı fark insanları kaygının etki alanına atmaktadır.

“Hep Ne Olacak?” Düşüncesinin Yıpratıcılığı

“İnsanları hayatlarından bezdirecek en büyük endişe nedir?” diye sorulacak olsa, bilinmelidir ki ilk başta “Hep ne olacak?” endişesi en başa gelmelidir. “Hep ne olacak?” endişesi kadar insanlara acı çektiren başka bir endişe türü olmasa gerek. Genelde “Kaygılı Kişiliklerin” tanısında da aşırı ve haklı çıkmayan endişeler büyük göstergelerdir. Bunların yanına vejatif sinir sistemlerinin aşırı çalışması (vejatif sinir sistemi istem dışı tepkileri yöneten sinir sistemidir), çarpıntı, terleme, sıcak basması, sık sık idrar yapma, kas geriliminin olması ve çevrenin aşırı bir dikkatle algılanması, yüksek gerilim altında olma hissi, sinirlilik, uyku bozuklukları diğer göstergelerdir.

Kaygı bozukluklarının basit bir rahatsızlık gibi algılanmaması gerekiyor. Bu rahatsızlığın dozunun azaltılması için bilişşsel ve davranışşal psikoterapi yöntemleri kullanılabileceği gibi hipnoterapi yöntemi de kullanılabilir. Aynı zamanda psikiyatristlerin önereceği ilaçların da kullanımı duruma göre uygun olabilir. Kişinin kendisinin bilişsel düşünce hatalarının farkına varması da büyük rahatlık sağlayacaktır.

Esasen nevrotik kaygı olarak adlandırılan aşırı kaygı, psikanalistler tarafından çocukluğun ilk dönemlerindeki olumsuz sonuçlanmış bilinçaltı çatışmalarının belirtisidir. Bilişsel hataların tespit edilmesinin yanında kaygılı insanlar için duyarsızlaştırma yöntemi de uygulanabilir. Örneğin kaygılı bir kişi terler içinde, bir panik havası içinde size geldiğinde, çok trafik sıkışıklığı olduğunu ve uçağı kaçıracağını söylediğini varsayalım. Ona böyle bir durumda “Varsayalım ki uçağı kaçırdınız. Sizce bu o kadar önemli mi? Onun gecikmesinin gerçek sonuçları üzerine düşünebiliriz. Değişik çözümler üzerine düşünmemiz gerekebilir. Bir sonraki uçak, hızlı tren, otobüs gibi. Belki bunlar daha da eğlenceli olur. Bekleyen kişileri bilgilendirebiliriz.” Böylece kişideki kaygı dozajı azaltılmış olur.

Aslında özellikle bu bilişsel çarpıtmaları fark etmeyi ve sistematik duyarsızlaştırma olayını her insan kendi kendine yapsa bir çok durumda daha dingin ve sakin bir yaşam sürme imkanına sahip olacaktır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Araç çubuğuna atla